7 Kasım 2012 Çarşamba

Çatışmalar kaçınılmaz ve doğaldır...



“İnsan ilişkileri hep çok iyi olmuştu. İş hayatında ona başarıyı getiren en kuvvetli yönlerinden biriydi. O yüzden de ona bağlı iki müdürün bu derece ciddi bir anlaşmazlık içine düşmüş olmaları onu çok şaşırtıyordu. Aslında bu çatışmayı kendilerinin çözemiyor olması onu daha da çok şaşırtıyordu. Acaba, hem kendi bölümlerine, hem de şirkete ne kadar zarar verdiklerinin farkında değiller miydi? Anlaşmazlıkları yüzünden raporların geciktiğini, satışların kapatılamadığını, çalışanların huzursuzluklarını nasıl göremiyordu bu insanlar?”


Biliyor musun yukarıdaki monoloğu kaç kere duyduğumu anlatamam size. Gerçek hayatta çoğumuz bu duruma benzer olayların içinde bulunmuşuzdur eminim... Bazen dışarıdan bakan ya da durumu düzeltmeye çalışan kişi olarak, bazen de bu olayın kahramanlarından biri olmuşuzdur. İşte bu yüzden insanların nelere sebebiyet verdiğini görememelerinin ne kadar olağan olduğunu biliriz. Hatta bunun yanında çatışmanın hayatın bir parçası olduğunu da biliriz. Bir şeyi daha biliriz ya da gözlemleriz:çatışmalar her zaman kötü değildir. Bazen de içinde bulunduğumuz ortamda, yaptığımız işte ya da işin yapılış sürecinde hatta kişiler arası ilişkilerde ilerleme ve düzelmelere de sebep olur. Nasıl mı? Sanırım bu sorunun cevabını aramaya başlamadan önce çatışmanın ne olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, ne zaman faydalı olduğunu anlamamız gerekir. Tabii bir de eğer taraflara ve çevreye zarar veriyorsa, neler yapılmasının gerektiği konusu var ki aslında iş hayatında sahip olmamız gereken becerilerin en önemlilerinden birisidir çatışma yönetimi...