22 Temmuz 2010 Perşembe

Karizma tutkuyu aktarabilmektir...

Bazı insanlar vardır, görünce dönüp bir kez daha bakarsınız. Güzel/yakışıklı değildir ama etkiler bir şekilde... Hele bir de konuşmaya başladılar mı büyülenirsiniz adeta, dinlemeye doyamazsınız. Dinlemeyi de bilirler bu özel insanlar. Kendinizi o kadar iyi hissedersiniz ki onların yanında... Sizin yanınızdan ayrılıp başkasının yanına gittiklerinde, o kişide de aynı etkiyi bırakırlar. Hani arkasından sürüklenip gidebileceğiniz, söylediklerini dinleyeceğiniz, büyüleyici bir kişiliğe sahiptirler... Tam olarak ifade edemezsiniz sizi bu insanlara neyin çektiğini, isimlendiremezsiniz bu kişilerden çevreye yayılan çekim gücünü... Güzel görünmenin çok ötesindedir özellikleri... Karizmatik kişilerdir bunlar... Sayıca çok fazla değillerdir yine de... Öyle sık rastlamazsınız onlara... Buna rağmen gazetelerde ya da dergilerde, televizyonlarda ne kadar çok “Karizmatik” (Ünlü /İşadamı /Sanatçı /Siyasetçi) olarak adlandırılan kişiye rastlarız. Acaba kelime mi yanlış kullanılıyor yoksa günümüzde artık her köşe başında bir karizmatik insan mı var? Sanırım bu sorunun cevabı kelimenin anlamının altında yatıyor. Karizmatik kişi kimdir? Nasıl karizmatik olunur? Ama herşeyden önce ne demektir karizma?

Karizma nedir?

İlk adresimiz Türk Dil Kurumu Sözlüğü... Fransızca kökenli olduğu yazılan kelimenin anlamı “etkileyicilik” olarak geçiyor. Sanki yeterince açıklamıyor bu kelime karizmanın anlamını... Kitleleri arkasından sürükleyen, konuştuğu zaman herşeyi unutturan o insanları yeterince iyi tanımlayamıyor... Birçok kişiden etkilenebilirsiniz ama bu o kişiyi takip edeceğiniz, onu neredeyse büyüleyici bulacağınız anlamına gelmiyor. Kelimenin gerçek kökeni eski Yunanca ve anlamı “İlahi ilham yeteneği”. Çok eskilerde insanlar karizma olarak nitelendirdikleri özelliklerin, Tanrının bir hediyesi olduğunu düşünüyorlarmış. Manevi bir güçten, insanlar üzerinde insanüstü bir etki yaratabilmekten, kitleleri peşinden sürükleyebilmekten bahsediyorlarmış karizma kelimesi ile... Peki bugün bizler de aynı fikirde miyiz? Yoksa kelimenin anlamını biraz değiştirmiş ya da biraz yozlaştırmış mıyız? Anlamını gerçekten bilerek mi kullanıyoruz acaba? Belki de günümüzde çok daha kolay etkileniyoruz.

Sözlüklerden karizmanın ne olduğunu, karizmatik bir kişinin hangi niteliklere sahip olduğunu çok net bir biçimde anlayamıyoruz. Ama en azından şunu söyleyebiliriz: bugün karizmatik kişi, eski Yunandaki gibi ya da karizmatik liderlik terimini ilk kullanan Weber’in yazdığı gibi, insanüstü ya da istisnai etkileme gücüne sahip olarak doğduğuna inanılan kişi değil. Karizma için yapılmış sağlıklı bir tanım var: fiziksel, duygusal ve düşünsel olarak başkaları ile bağlantı kurararak onları etkileyebilme yeteneği, bir mıknatıs gibi insanları kendine çekme gücü... Bu güç ve yeteneği belirleyen özellikler nedir diye sorarsanız çevrenizdekilere, eminim farklı cevaplar alırsınız. Kimisi için karizmanın temelinde yatan görünüştür, kimine göre topluluğa hitap yeteneği bir diğerine göre ikna yeteneği..

Karizma ve Nitelikler...

Kişilik ve karizma konusunda uzman kabul edilen Dr. Tony Alessandra, karizmanın büyük oranda genetik olduğunu ancak geliştirilebileceğini ve hatta öğrenilebileceğini söylüyor. Alessandra dikkat edilmesi ve öğrenilmesi gereken 7 özellikten bahsediyor. Bu özelliklerin ilki görüntü yani beden dili, tutum, içinde bulunulan ve dışarıya yansıtılan ruh hali, duygular, düşünceler. Gerçek sizi, vermek istediğiniz mesajları, üçüncü şahıslara doğru yansıtabilmek. İyi bir imaj yönetimi ile rahatlıkla geliştirilebilecek bir özellik. Bir başka nitelik ise güzel ve etkileyici konuşma... Sesi en iyi şekilde kullanarak, doğru kelimelerle konuşmak. Burada sözü edilen diksiyondan ziyade, duyguların, ruh halinin sese yansıması. İşte bu iki özellik aslında sözlü ve sözsüz iletişimdir.

Tarihe karizmatik olarak geçen ünlüleri hatırlayın. Başta Atatürk olmak üzere o özel insanları hatırlayın ve araştırın. İletişim yeteneklerinin ne kadar mükemmel olduğunu farkedeceksiniz. Beden dillerini iyi kullandıklarını, kelimelerini özenle seçtiklerini ve kendilerini dinleyenleri etkileyen bir konuşma tarzları olduğunu göreceksiniz. İnsanlara hitap ederken şevklerini gözler önüne seren bu kişiler aynı zamanda otoriter ve baskınlar. Amaçlarının, onları kendileri yapan değerlerinin farkındadırlar. Tutkuyla bağlı oldukları için aynı tutkuyla çevrelerindekilere anlatabilirler ne istediklerini, düşündüklerini, hissettiklerini... Ralph Archbold’un dediği gibi aslında karizma tutkuyu aktarabilmektir.

Politikacılara ve iş adamlarına karizmatik olmanın yollarını öğreten Jackson Bain insanları mıknatıs gibi çekmenin temeli onlara kendilerini değerli hissettirmek olduğunu söylüyor. Tabii ki burada bahsettiğimiz dünyaya ve insanlara bakış açısı, kesinlikle rol yapmak değil. İnsanlara kendilerini gerçekten değerli hissettirebilmek için, onların değerli olduğuna inanmanız gerekir. Birisiyle birlikteyken o anda sanki dünyada daha önemli hiç kimse, hiç bir olay yokmuşçasına kişiye konsantre olmak gerekir. Onu dinlemek, duygu ve düşüncelerine saygı göstermek gerekir. Karşınızdaki size bu şekilde davransa kendinizi dünyanın merkezi gibi hissetmez misiniz? Size kendinizi bu derece önemli hissettiren kişiyi etkileyici bulmaz mısınız? Aynı duyguları yaşamak için bile olsa o kişinin yanına tekrar tekrar gitmek istemez misiniz? Peki ya bu karizmatik kişi beraber çalıştığınız biri olursa, müdürünüz örneğin... Neler değişirdi acaba hayatınızda? Sabahları daha mı kolay giderdiniz işe? Daha fazla mı zevk alırdınız toplantılardan? Karizmatik bir liderle çalışmak nasıl bir duygu olurdu acaba?

İş hayatında karizma...

Liderlikte karizma ile ilgili çalışmalar 1920'lerde Max Weber ile başladı, 1970'lerde Robert House ve 1990'larda Conger ve Kanunga ile günümüze kadar geldi. İş hayatında karizma konusu ise günümüzün popüler araştırma konularından biri. Bu konuda yazılmış pek çok kitap var. Konunun uzmanları yönetici karizmasının nasıl geliştirileceğini anlatıyor, bu konuda çalışmalar yapıyorlar.

İnsanın tabiatı gereği sevilmek, saygı ve takdir görmek ister. İş hayatında geçerli olan bu durum, özellikle teknik olarak çok iyi olan bazı yöneticilerin bekledikleri ilgi ve başarıyı yakalayamamaları ile kendini göstermekte. Bir firmanın organizayon şemasını düşünelim. Genel Müdüre bağlı çalışan 3 Departman Müdürünün her birinin konularında mükemmel olduğunu ancak farklı kişilik özelliklerine sahip olduklarını farzedelim. İçlerinden biri belki de diğerlerinden çok daha etkindir. Çalışanlar onu dikkatle dinler, ona daha fazla güvenir. Burada anahtar insan ilişkilerinde başarılı olmayı sağlayan sözlü ve sözsüz iletişim yeteneği olmakla birlikte iki önemli özellik daha var ki mutlaka belirtilmesi gerekir: Dürüstlük ve adalet. Yapılan araştırmalarda bir yöneticinin karizmatik sıfatını elde edebilmesi için açık, dürüst ve adil olması gerektiği sonuçları çıkıyor. Karizmatik bir yönetici çalışanlarını çok rahat motive eder. Çalışanlar tüm profesyonelliklerine rağmen kendilerine bu kadar güven veren kişiye karşı bir sadakat ve gönül bağı ile bağlanacaklardır. Sonuç olarak şirketin ve departmanın hedeflerine doğru daha rahat ulaşması beklenebilir.

Sonsöz...

Kişileri sizinle birlikte yürümeye, beraber çalışmaya ikna edebiliyorsanız kolaylıkla, oluşan grubun size sağlayacağı gücü ve elde edebileceğiniz başarıyı düşünür müsünüz? Bence bunun için çalışmaya, çaba göstermeye değer, ne dersiniz?

Görsel Kaynak: ImageShack

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder